Dünyanın yaklaşık olarak dörtte üçü, insan vücudunun ise yüzde altmışının su olduğunu hepimiz biliyoruz. İnsanlık tarihinin başlangıcından tutun yerleşik hayata geçilmesinde, tarımın, sanayinin başlaması ve gelişmesinde suyun önemi yadsınamaz bir gerçek. Hal böyleyken hayatımızı devam ettirebilmemiz için en önemli kaynağımızın su olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer yandan artan nüfus ve bu oranda ihtiyaca bağlı olarak su kaynakları üzerindeki baskının daha da derinleştiği ve bunun su kıtlığı sorununu ortaya çıkardığı gerçeğiyle yüz yüzeyiz.

Gelecekte ülkeler arasında su savaşlarının çıkacağı söylemi distopik kitap ve filmlere bolca konu oldu. Hızla artan bilinçsiz su tüketimine bakarsak bu korkutucu gerçeğin çok da uzak olmadığını söylemek mümkün. Günümüze geldiğimizde istatiksel verilerden bahsedecek olursak eğer, dünya nüfusunun yüzde yirmisine karşılık gelen 1,4 milyar insan, yeterli içme suyundan yoksun ve 2.3 milyar kişi sağlıklı suya erişmekte güçlük çekiyor.

Şimdi de başka bir açıdan düşünelim. Dünyamızda her şeyin düzen içerisinde işlediği ve olayların zincirleme birbirine bağlandığı görüşü çok yaygın. Elbette zincirdeki bir bozulma diğer halkalara da zarar verecektir. Su ekosisteminden faydalanan yalnızca biz insanlar değiliz. Su kaynakları, Amazon’dan Afrika’ya, Tibet’ten Anadolu’ya kadar birçok farklı coğrafyada bulunan türlü türlü canlıya hayat oluyor. Doğal kaynakların insanlar tarafından bilinçsiz kullanımı ise canlı ekosistemine düşündüğümüzden çok daha fazla zarar veriyor. Tatlı su bitkilerinin, deniz canlılarının ve bunlar gibi birçok türün soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya, dolayısıyla dünyamızdaki canlı çeşitliliği da büyük tehdit altında. Peki bütün bu gerçekler gözümüzün önündeyken su kaynaklarımızı korumak için bir şeyler yapmamız gerekmez mi?

Birey Olarak Nereden Başlamalı?

Su kaynaklarını korumak için çok büyük bir çaba sarf etmemize gerek yok. Önce evimizdeki su kullanımıyla başlayalım. Örneğin diş fırçalarken, tıraş olurken musluğu açık bırakmamak; bulaşıkları elde yıkamak yerine bulaşık makinesine koymak gibi küçük detaylarda bile gereksiz su kullanımının önüne geçmek mümkün. Üstelik su arıtma cihazı kullanarak içme suyu elde etmek de bir başka yöntem. Bu sayede sürdürülebilir su kullanımı ile dünyamızı ve ekosistemimizi korumak gelecek nesiller için de olası hale gelebilir.

Hatırlatmakta fayda var ki su kaynaklarımızı korumak demek yalnızca bilinçsiz tüketimin önüne geçmek demek değil. Tatlı ve tuzlu su kaynaklarımızda ve çevresinde çok fazla çöp atıkları mevcut. Bu konuda da bilinçlenmemiz gerekiyor. Okyanus ve denizlerimizde yaklaşık 100 ila 150 milyon ton plastik atığın bulunduğu tahmin ediliyor. Üstelik buna her yıl 6 buçuk milyon ton daha ekleniyor. Bu durum denizde yaşayan canlılar için büyük tehlike arz ediyor. Ve tabii doğrudan ve dolaylı olarak biz insanlar için de…

Diğer yazılarımıza da göz atın: Güzelliğinizden İlham Aldık, İtinayla Tasarladık: Yeni Physio Radiance Visage+